Sağlık Bakanlığı tarafından yaşam kalitesini olumsuz etkileyen, anne ve çocuk ölümlerine yol açabilen sağlık problemlerinin çözümüne ve toplumun bu konuda bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmalardan biri de ülkemiz için önemli bir halk sağlığı sorunu olan iyot yetersizliği hastalıkları ve bu hastalıkların yol açtığı sağlık problemlerinin önlenmesidir. Sorunun önlenmesi ise hem çok kolay, hem çok ucuzdur.

Sağlık Bakanlığımız 1994 yılında UNICEF ile işbirliğinde “İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi ve Tuzun İyotlanması Programı” başlatmıştır.

İyot insan vücudunda çok az miktarda bulunan (15- 20 mg) bir eser elementtir. Günlük gereksinim 150 mikro gramdır. İyoda olan gereksinme çok az olmakla beraber, İyot yetersizliği dünyada önlenebilir zeka geriliği ve beyin hasarında tek temel nedendir İyot; tiroid hormonlarından T3 ve T4’ün yapımında kullanılmaktadır. Bu hormonlar vücut ısı ve enerjisinin devamını, iç organların işlevlerini düzenler, dolayısıyla beden ve zeka gelişimini, sinir ve kas dokularının işlevlerini tam yapabilmelerini, dolaşımın düzenli olmasını sağlarlar.

İyot eksikliği, tiroid hormonlarının yapımının az olmasına yol açar. İyot yetersizliğinin en olumsuz ve yıkıcı etkilerinin gözlendiği risk grupları; doğurganlık çağdaki kadınlar, gebeler, bebekler ve çocuklardır. İnsanlarda beynin büyüyüp gelişmesinin büyük bir kısmı gebelik sırasında ve doğumdan ilk 2-3 yıl sonra olur. Bir toplumda günlük olarak alınması gereken miktarda iyot alınamadığında sadece tek bir hastalığın değil, bir dizi fonksiyonel ve gelişimsel bozukluğun ortaya çıktığı saptanmıştır. Bunlar kısaca “iyot yetersizliği hastalıkları” olarak ifade edilmektedir. Bu hastalıkların belki de en fazla bilineni guatrdır. Ancak iyodun yetersiz alınması (iyot gereksinmesinin karşılanamaması); gözle görülmeyen ve ciddi yıkımlara yol açabilen pek çok önemli sağlık problemini de beraberinde getirmektedir.

Dünyada ve ülkemizde iyot eksikliğinin önlenmesi yolunda yapılan en önemli çalışma doğrudan tüketiciye sunulan ince toz haline getirilmiş sofra tuzlarının iyotlanmasıdır. Tuzun iyotlanması tuzun renginde tat ve kokusunda bir değişikliğe neden olmamaktadır. Tuzun iyot içeriğinin korunması için; koyu renkli ve kapaklı kavanozlarda, serin ve kuru yerde saklanmasına özen göstermelidir. Yemeğe tuz eklenecekse; tuzda bulunan iyotun yemek pişerken kaybolmaması için, yemek piştikten ve ocaktan indirildikten sonra veya sofrada yerken eklenmelidir.

Ülkemizde günlük tuz tüketimi 10-12 gr olarak belirlemiştir. Fakat günlük tuz tüketimini 5-6 gr da sınırlamak sağlık açısından önemlidir.

Günlük olarak alınması gereken miktarda iyot alınamadığında ise;

  • Bebeklerdeki Etkileri: Annedeki iyot eksikliği, düşük, ölü, erken, düşük ağırlıklı doğum, bebeklerde bağışıklık sistemi yetersizliği, bebek ölümlerinde artış, doğumsal anomaliler, guatr, hipotiroidi, sağırlık-dilsizlik, şaşılık, felç gibi hastalıklara neden olur. İyot eksikliğinin en ağır şekli olan Kretinizm, zeka geriliği ile karakterizedir. Zekâ düzeyinin akranlarına göre en az 13,5 puan daha düşük olmasına neden olur. Sıklıkla cücelik gözlenir.
  • Gebelerde etkisi: Düşük ve ölü doğum riskinde artış olabilmektedir.
  • Beden ve Zihinsel Gelişime Etkileri: İyot eksikliğinin bebeklik çağından sonra da çocukların ve erişkinlerin beden ve zeka gelişimini engelleyici etkileri vardır. Fiziksel gelişme geriliği, zihinsel fonksiyonlarda baskılanma, algılama ve öğrenmede yetersizlik meydana gelir. Okul ve iş yaşamındaki başarısızlıklara neden olur.
  • Endemik Guatr: İyot yetersizliğine karşı bir tepki olarak tiroid bezi aşırı bir şekilde büyür, bu duruma “guatr” denir. Bazı ilerlemiş olgularda tiroid bezi o kadar büyür ki nefes borusuna baskı yapabilir.

Daha zeki, çalışkan, başarılı, üretken bir neslin yetişmesinde, iyot eksikliği ile mücadele etmek için, mutlaka iyotlu tuz tüketmeye özen gösterilmelidir.

 

Dr. Köksal HAMZAOĞLU

Trabzon Halk Sağlığı Müdürü